Eskişehir Demişken

 


İş seyahati olarak gittiğim Eskişehir'den ve güzelliklerinden bahsetmek istiyorum biraz. Daha öncede şehri özel olarak gezmeye gitmiştik ailemle, fakat bu seyahatim daha uzundu. 


Eskişehir benim gözümde Avrupa standartlarında olmuştur her zaman. Sevgili Yılmaz Büyükerşen şehri resmen heykel galerisi haline getirmiş. Bayıldım diyebilirim. Böyle şehirler, vizyon sahibi insanlar tarafından yönetilince farkı nasıl belli oluyor. Her köşenin farklı bir anlamı var. Sabaha kadar hareket durmuyor. Uyumayan şehir diye bahsedebilirim hatta. Beni çok etkileyen başka bir detay ise tüm kadınların bakımlı ve şık olmasıydı. Böyle kılık kıyafetine özenmemiş bir kişi bile görmedim sanki. Baktıkça mutlu oldum. Hatta bir ara çok güzel bir kadından, harika parfüm kokusu geliyordu. Kokuyu takip ettim inanır mısınız? Ama çekindim soramadım ne kullanıyorsunuz diye. Halloween dönemi olduğu için, gençler harika yaratıcı makyajlar yapmışlardı.



Şehirde ulaşım çok kolay, her yer birbirine yakın zaten. Bir sürü tramvay hattı var. Rahatça bir uçtan diğer uca gidebiliyorsunuz.İstanbul gibi, bir konuma ulaşmak için saatler önce evden çıkmaya gerek yok asla.Bu beni kalbimden vurdu. Trafikten tiksindim artık. Her yerde bir sürü parfümeri var.Şehir insana zorla güzel kokucaksın diyor. Tabi çi börek, olmazsa olmazı. Üç defa yedim sanırım. Meşhur Papağan Çi Böreği tercih ettim sadece, çünkü herkes orayı tavsiye etti. Ben hamur işi tüketmeyi seven bir insan olduğum için midem bayram etti. Ama kıymalı deneyin derim, peynirlisi pek lezzetli değil. 



Ben daha çok Doktorlar caddesinde bulundum. Bu cadde zaten cıvıl cıvıl. Gerçi her yer cıvıl cıvıl bir çarşı gibi. Doktorlar caddesinin ismi de, özel muayeneler yasaklanmadan önce o caddede hep özel doktor muayeneleri varmış. Bu sebepten doktorlar caddesi diyorlar ama asıl adı İsmet İnönü caddesi. Gerçi şimdide dişçi muayeneleri mevcut.Caddenin bir altıdan Porsuk Çayı akıyor. Ama çok kirli, altıda bataklık olmuş. Çayın üstünde gondolla gezebiliyorsunuz ama ben kenarında yürümeyi tercih ettim.Süslemeleri ve gondolların hareketini izlemek bana huzur verdi.







Bir akşam Odunpazarı'nı keşfe gittim, ama akşam gidilmezmiş. Ertesi gün kısa bir tur yaptım. Rengarenk evleri ve lüle taşı atölyelerini ziyaret ettim. Güzel kolyeler aldım. O evlerin arasında ellerim cebimde bir aşağı bir yukarı yürüyüp hayaller kurdum. Çoğunu sanırım yeni boyamışlar tonları aşırı canlıydı. Turlarla geldikleri için biraz da kalabalıktı etraf.

Çok gitmek istediğim bir mekan vardı "Varuna Gezgin Cafe". Oraya gittim iki akşam. Üniversite hocalarının ve gençlerin bulunduğu bir cafe-restoran. İç tasarımı çok keyifli ve Varuna'nın şu an nerede olduğunu belirten bir tabelaları bile var. Libya'daymış. Bu sebeple kendisini göremedim. Olsun bir daha ki sefere. Son akşam, çok hoş bir kitaplık arkası ve başka ülkelerden gelmiş antikalarla süslü bir vitrinin önünde oturdum. Kendime bir kadeh sıcak şarap ısmarladım. Varuna'da yalnız oturmak nedense çok hoşuma gitti. Tam ön masamda sanırım ilk buluşmalarını yaşayan bir çift vardı. Çok tatlılardı. Önce yemeklerini yediler, sonra bira içmeye başladılar. Biralar içildikçe sohbetleri de açıldı. Samimi bir şekilde yapmak istediklerinden ve neler yaptıklarından bahsettiler birbirlerine. Çok dinlemesem de birazcıcık çok azıcıcık dinledim onları. Acayip hoşuma gitti sohbetleri, anılar anılar.



Akşamları uzun uzun yürüdüm şehirde. Tek başıma şehrin sesini dinleyerek yürümek iyi geldi. Son zamanlarda kafam bir hayli şişmişti kalabalık ve gürültüden. Kimseye telefon etmek dahi gelmedi içimden.Yürümek yürümek yürümek, mis gibi parfüm kokularını içime çekmek, güzel kahveler içmek ruhumu şifalandırdı.

Son günümde şehrin meşhur helvasından alayım dedim. Bana güzel bir yerde tarif ettiler. Ama ne göreyim, dükkanın önü metrelerce kuyruk. Ve dükkanda iki kişi çalışıyor sanırım; biri helvaları kesiyor, diğeri de ödemeyi alıyor. En az bir saat beklemem gerekirdi. Bende başka bir helvacıdan, meşhur helva aldım. Aynı helva yahu, nedir bu kuyruk. İsmi de "Tanınmış Helvacı". Ben Balkan Helvacı'sından aldım. Gayet de lezzetli.Leblebi tozu kurabiye de aldım.

Giderken hızlı trende yer bulamamıştım ama dönüşe bulabildim. ilk defa hızlı tren deneyimledim. Gerçekten hızlı 250 km hızla falan gidiyor, konforlu da. Ama ne yalan söyleyeyim Ada treninin yeri ayrı benim için. Hızlı tren uzay mekiği gibi. Valizimi kaldırıp koyayım derken kolum incittim.Ada treni daha romantik benden söylemesi. 

Eskişehir tren garında beklerken yine romantik gözlemler yaptım. 29 Ekim tatil olduğu için sanırım herkes izinini birleştirmiş, gar ful doluydu. Birbirini bekleyen sevgililer çarptı gözüme. Nasıl koşuyorlar, nasıl aşkla sarılıyorlar. Hatta bir çift uzun bir süre ayrılamadı birbirinden. Aşk güzel şey orası kesin. Ama gençken daha bir ateşli oluyor, başka türlü yakıyor insanı. Onların tutkusunu uzaktan hissettim ve yaşadım. Ve özgür olan bir şehirde yaşaması eminim daha değişik tatlıdır. Aşktan korkmayın ya, aşık olandan hiç korkmayın. Hayatında hiç gerçek aşk yaşamamış olanlar anlayamaz bu duyguları. Yanmak bile isteye tekrar tekrar yanmak ve bunun sonsuz hazzı...



 İş seyahati olduğu için çalışmaktan arta kalan zamanlarda deneyimledim şehri. Ama bu kadarı bile bir gün geleceğim ve sende de uzun uzun kalacağım hissi için yetti bana.  Gitmeyenler bu güzel şehri rotasına eklesin ve Varuna'da bir kadeh sıcak şarap içsin, benden söylemesi...


Dada






Yorumlar

  1. Deneyimlemediğin neredeyse hiç bir şey kalmamış Eskişehir'de:) Gündüzü ayrı, gecesi ayrı güzel bir şehir burası ve çok güzel anlatmışsın:)

    YanıtlaSil
  2. yaaa çok istiyorum gitmek... çocukluğumun ankara bursa yollarının orta noktası tozlu çorak eskişehir, üniversite ve yılmaz büyükerşen ile muhteşem bir kent olmuş. çok sevdiğim yıllardır görmediğim bir arkadaşım var, onu da görmek istiyorum.. bu yazıdan sonra iyice gaza geldim çünkü çok tatlı yazmışsın, herşeyi çok güzel anlatmışsın!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaaa öyleyse bir Türkiye seyahatinde kesinlikle uğramalısın. Çok farklı bir şehir göreceksin:)

      Sil
  3. Yüksekokul sınıf ve ev arkadaşlarım Eskişehirli idi, bir kere gittim, kıştı. Arkadaşların anlattığına göre doktorlar caddesinin bir tarafına yağmur yağar diğer tarafına yağmaz derlerdi....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa bende bunu ilk defa duydum. Ama kesin doğrudur, çünkü başka bir şehir:)

      Sil
  4. orda üniversite öğrencisi olmak lazım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnanılmaz özendim öğrencilere zaten. :)

      Sil
  5. Ya bu aralar çıkıp Eskişehir'e gitme deliliği var içimde ama ben oğluşum paşamla gitmek istiyorum o yüzden biraz baharı bekleyeceğim gibi. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akşamları soğuk baya. Bahar güzel olur :)

      Sil
  6. Güzel bir şehir eğlence hayatı fena değil hatta :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumlarınız beni geliştirir.

Popüler Yayınlar