Nasılsın?




Hepimiz hayatımızda zor zamanlar yaşıyoruz. Birileri ile bu zor sürecimizi paylaştığımızda ise karşımızdaki direk olaya odaklanıyor. Tespitler yapıyor, durumu değerlendiriyor, suçlu arıyor, seni haklı çıkarıp, akıllıca tavsiyeler veriyor. Pekala çok güzel, olmalı da.

 

Ama neden kimse “Arkadaşım geç bunları, sen nasılsın, ne hissediyorsun?” diye sormuyor.

 

Bir arkadaşımla bu konu hakkında konuşurken “Hayatım daha o kadar modernleşemedik” dedi.

 

Modernlik mi, başka bir terim mi gerekir bilemiyorum. Ama kimsenin kimseye “nasılsın” diye gerçekten sormadığını iyice anlamış bulunuyorum. Aslında bizimde sorulan soruya verdiğimiz cevap kısaca, geçiştirme usulü “iyiyim” oluyor.

 

Üzücü,yaralayıcı, yıkımla dolu bir olay yaşadıktan sonra gerçekten suçlu aramak yerine “ sen nasılsın” diye sorsak daha iyi olmaz mı?

 

Çünkü yaralanın bence en ihtiyacı olan şey nasıl hissettiğini açıklamak olabilir. İçini dökmek, aklından geçenleri açıklamak daha tatmin edici olacaktır. Çünkü yaralanan da bilir asıl suçlunun kim olduğunu.Bir sorumluyu bulmaktansa içinden geçenleri dökülmek yaralanan için daha faydalı olacaktır.

 

Bazen sadece dinlemek en iyisidir.

 

Ve bazen birine sadece anlatmak en doğrusudur.Usul usul yargılanmayacağını bilerek konuşmak… Tavsiye almadan, birini suçlamadan, doğruyu aramaya çalışmadan…

 

Yaranın içindeki iltihabı sıkıp boşaltmak gibi, duygularını boşaltmak… Nasılda rahatlatıcı olur dimi?

İçindeki zehri korkmadan akıtmak.

 

Sen hüngür hüngür ağlarken “sus” demeyen birileri olsa.Göz yaşlarını silse sadece yanındaki, hiç konuşmadan.

 

Sen için için yandıktan sonra, ateşi körüklemek yerine, sadece küllerini süpürmeyi beklese. Ve o külleri alsa senin asla bulamayacağın bir yerlere bıraksa.

 

İnsan anlaşılmak istiyor aslında. Anlaşılmama problemi var bu çağın. Kimse birbirini gerçekten dinlemiyor ki anlasın.Dinliyormuş gibi yapardı önceden en azından. Şimdi ona bile zahmet etmiyoruz.

 

Herkesin her şeyi çok bildiği ( bildiğini sandığı) bir çağ.Bilmediğini de biliyormuş gibi yaptığı aslında. Hepimiz her şeyi bilmek zorunda değiliz.

 

Sadece dinlemeyi bilsek yetecek…

 

Bazılarımızın sadece dinlenmeye ve bir içten nasılsına ihtiyacı olamaz mı?

 

 

 DADA

 

 

Yorumlar

  1. insanların bencilliklerinden kaynaklı durumlar sanırım :)

    YanıtlaSil
  2. bizde var böyle şeyler, avrupada olmuuyor :)

    YanıtlaSil
  3. haklısın, özür dilerim, teşekkür ederim gibi kelimeler de sorunlu.. ama haddinden fazla, bak şimdi, iyi dinle, ben sana dediydim var sanki..
    bu soruyu sorarak ve sonrasında da genelde susup dinleyerek hayatımı kazanıyorum.. ne acı değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acı ama,keşke bazıları senin gibileri tercih etse. O zaman belki bu kadar sorun yaşamayız. Ama onun da zamanı var...

      Sil
  4. Herkes çok bilmiş davranıyor gerçekten. O yüzden zaten anlamayacaklar diye düşüncelerimi pek söylemem. Genelde insanlarla aynı şeyi düşünmüyorum çünkü.
    Nasılsın sorusunu ciddi olarak soranlar anne baba ve kardeşler bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genelde bende aynı düşünmüyorum. Ama içten bir şekilde nasılsın diye sormaya gayret ediyorum.

      Sil
  5. Dinlemek ne yazık ki genelimizin bilmediği bir şey, halbuki gerçekten bazen insanın sorgusuz ve sualsiz dinlenmeye o kadar çok ihtiyacı oluyor ki....
    Halbuki dinlesek ve sıkıca sarılıp geçecek desek sadece... Suç bulmasak, tavsiye versek, kendi hayatımızdan bak benimde başıma geldi demesek, filancanın yakınına bağlamasak...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tavsiye vermesek olacaktı o :))

      Sil
    2. Ah ne güzel özetlemişsiniz, keşke keşke keşke...

      Sil
  6. Doğru bir tavsiye,teşekkür ederim. :)

    YanıtlaSil
  7. "Ben" merkezli bencil blr dünyadayız artık :(

    YanıtlaSil
  8. Ben fazlaca sormaya dikkat ediyorum. Karşı taraftan da tabii aynı şeyi bekliyor insan ama maalesef. :)
    Gerçi fazlasıyla kötü olsam bile soran olduğunda hep aynı cevabı veriyorum.
    "İyiyim."
    :))
    Çünkü anlayan çıkar mı sanmıyorum.
    Çok sevdiğim bir yazar derdi ki "Kimsenin kimseyi beş dakikadan fazla dinlemeye tahammülü yok."
    Kimin var? Kimsenin yok.
    Haklı doğrusu.
    Yüreğine sağlık sevgili Dada.
    Sevgiler çokça. <3
    🌸🙏🏻

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahhh herkese senin gibi bir dost diliyorum o halde :)
      Çok teşekkür ederim, bol sevgiler. 💜

      Sil
  9. Aslında kimse dinlemiyor, herkes konuşmak için kendi sırasını bekliyor sadece. Çok acı ama böyle maalesef. İğneyi önce kendimize batıralım: Sen dinliyor musun? Sen soruyor musun "Nasılsın" diye? Belki sen yapıyorsundur ama bir çoğumuz yapmıyoruz. Hepimizin kendi derdi, kendi fikri, kendi söyleyecekleri var. Ben bir süredir yorum yapmadan dinlemek için zorluyorum kendimi ama insanlar da açılma konusunda çok başarılı değil. Olayı anlatıp susuyoruz yani bugüne kadar kimse gerçekten dinlemediği ve nasılsın diye sormadığı için çok da bilmiyoruz nasıl olduğumuzu anlatmayı. Hem anlatan hem de dinleyici olarak gelişmeli, seviye atlamalıyız bence :) Dinlemeyi öğrenmemiz gerektiği kadar anlatmayı da öğrenmeliyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum sana. Bende bilmiyordum. Ama son yaşadığım olaylardan sonra öğrendim. Dinlemek istiyorum, bir şeyler katmadan, yorum getirmeden. Karşımdaki zehrini akıtsın istiyorum. Kendim içinde aynı şekilde, sadece dinlensem yetecek. Yaşadıkça ve yaşattıkça daha da iyi öğreneceğim...

      Sil
  10. Kesinlikle sormak için sorulan bir soru.

    YanıtlaSil
  11. eh... pek iyi değilim... :)

    YanıtlaSil
  12. Gerçekten "Nasılsın" diye cidden soran ailen ve gerçekten dostların oluyor. Onun dışında herkes nezaketen soruyor tabii. Biz de dediğin gibi "iyiyiz" diye geçiştiriyoruz. Etrafımda beni dinleyen insanlar olduğuna, gerçekten nasılsın diye soran insanlar olduğuna inanıyorum, özellikle sizin bu yazınızı okuyunca düşündüm ve fark ettim. Kendimi şanslı hissettim.
    Derin bir yazı olmuş, elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de çok şanslısınız o zaman. Çünkü o kadar nadirler ki...

      Sil
  13. Ben iyiyim siz nasılsınız sanki bugün biraz daha ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende çok iyiyim, teşekkür ediyorum sorduğunuz için:)

      Sil
  14. Merhabalar En son ocak ayında yazmışsın buralarda mısın? Momentos'un radyo programından geliyorum :) Bloğunuzu takibe aldım ve BLoG LisTeM sayfama ekledim. Bundan sonra sürekli uğrarım :) Bu arada bloğuma çaya beklerim çay bedaveeee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olur mu geçen hafta yazdim. Hoş geldiniz, beklerim :)))

      Sil
    2. Fark ettim ama yorumu çoktan yazmıştım :))))

      Sil
    3. Öne çıkan yayını görmüşüm ben :) Sonradan fark ettim :)

      Sil
  15. tamamıyla insanı ilgilendiren onların benliklerine dokunan her soruyu çok derin bulurum. Ama ne yazık ki toplumun bize öğretiler hayatın yorgunluğu yoğunluğu insanlara ben merkeziyetçiliği öğretiyor. Hep bir yere yetişir gibiyiz. Belli bir süreden sonra karşımızdakini dinlemiyoruz bile Oysa ki az konuş çok dinle demişler belki de bu felsefeyi uygulasak gerçekten biri bize nasılsın diye sorduğunda yada sorduğumuzda gerçek cevaplarla karşılaşabiliriz tabii gerçek cevapları biz kadirabilir miyiz orası da malumm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazılarını belki kaldıramayız haklısınız ama en azından dinlemiş oluruz...Teşekkür ederim yorumunuz için :)

      Sil
  16. Nasılsın sorusu sorulmak için soruluyor, cevabı dinlenmeden sıra gelip konuşulsun diye. Ne de güzel anlatmışsın.

    YanıtlaSil
  17. Selam dada önce yazıyı sonra yorumları dikkatli bir şekilde okumaya çalıştım. Sanki yazı ve yorumlar insanın nasılsın ? gerçek anlamda sorusunu sorup cevabını verebilmek. Anlaşılmak, içimizdeki fırtınaları çözebilmek. Bu fırtınaları yaşarken ve fırtına bittikten sonra durum değerlendirmesi yaparken objektif olmak. ders alabilmek, suçlanmadan olayları değerlendirmek.
    Meğer bir nasılsın sorusu ne çok şeyi anlatıyormuş. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh çok teşekkür ederim. Kesinlikle öyle. Bazen öyle çok şeyi kaçırıyoruz ki :) Sevgiler.

      Sil
  18. sadece dinlemek ve karşındakinin ne hissettiğini anladığını göstermek hepsi bu akıl vermeden çözüm önermeden yargılamadan ihtiyacımız yalnızca dinlenmek

    YanıtlaSil
  19. Nasılsın sorusunun nezaketen değil alışkanlıktan, ihtiyaçtan dolayı sorulduğunu düşünüyorum. Nasıl güzel bir şey gördüğümüzde maşallah deme ihtiyacı duyuyoruz ya da telefonu kapatırken oradakilere selam söyle deme ihtiyacı duyuyoruz bu da onun gibi bir şey. Günümüzde kimsenin kimseyi dinlemeye tahammülü yok bence. Zaten yargılamayı bırak senin sorunun olduğunda herkesin sorunu oluyor sen anlatırken yarıda bölünüp kendi sorununu anlatmaya başlıyor karşındaki. Birde ben el elin eşeğini türkü çağırarak arar sözüne inanıyorum. Yani biri ile bir şeyler paylaşılmasını doğru bulmuyorum. Ne üzüntünü ne mutluluğunu insanlar anlatmamalı. İnsan enerjisi diye bir şey var, kimde ne enerji olduğunu ve nasıl bir kalbi olduğunu bilemezsin. Mesela bir işe gireceksindir girmeden herkese anlatırsın o iş olmaz sonra oturur bu iş neden olmadı diye düşünürsün hiç aklına gelmez ki ben anlattım düşük enerjili birine bu oldu diye... Sorununu dinleyip üstüne fikir verip zaten düşük olan enerjiyi daha düşürmesine gerek yok. Birde neden sorunumu anlatıp beş çayına malzeme yapayım ki... Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna. Ben kesinlikle ne dinlenmeye ihtiyaç duyuyorum ne de nasılsın sorusuna. Bence insanların kendi sorunları ile baş etmeyi öğrenmesi ve kendi kendine yetmesi gerekiyor. Çok içinden çıkmayacak durumdaysam ailemden birine anlatırım mümkünse eğer sadece anne ve ya baba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben içimde tutmaktansa, gerçekten inandığım insanlara anlatma taraftarıydım. Ama bu insan sayısı da maalesef çok az. Artık anlatmakta rahatlatmıyor, sadece geçmesini bekliyorum :)

      Sil
    2. Ve bu samimi yorum için ayrıca teşekkür ederim :)

      Sil

Yorum Gönder

Yorumlarınız beni geliştirir.

Popüler Yayınlar