Fısıltılar



Bu bembeyaz sabaha içimde şu düşünce ile uyandım " insanlar her zaman kulağınıza bir şeyler fısıldayacaktır, önemli olan kalbinizin ne fısıldadığıdır.".

Evet herkes ama herkes bir başkasının hayatı üzerinden kendi yaşayışını aklama peşinde. Bir diğerini yargılamak çok kolay. Çünkü sen karşındakini yargıladıkça kendi yaşantını yine kendi fikrine göre  "meşrulaştırmış" oluyorsun. Ya da öyle zannediyorsun. Dilediğin her türlü şeyi yapıp, başkasına tu pu kaka dediğinde seninkiler görülmeyecek varsayıyorsun. Ama öyle olmuyor işte. Gerçekler her zaman bembeyaz karşında duruyor.

Peki bu fısıldayanları kaile almak gerekir mi? Bunların söyledikleri şeylerin bir önemi var mıdır?
Bir sürü film izliyoruz, kitap okuyoruz. Kalbinin sesini susturan genelde kaybediyor sevgili dostlarım. Ve kalbini bir kere küstürüp, susturursan bir daha barışmıyor seninle.
Yargılanmaktan korkmak haktır. Ama yargılara göre yaşamak hak değildir. Kimsenin bir başkasının hayatına müdahele etme, engel koyma, kısıtlama gibi şeylere hakkı yoktur. 
İnsan içinde hürdür. Mahalle baskısı dediğimiz toplum baskısı insanları ancak mutsuz kılar.

Çok konuşup etrafına yargı dağıtmaya çalışanların hayatlarına gerçek anlamda baktığınızda aslında ne  kadar problemli olduğunu görürsünüz. Mutlu olan ya da özgür olanın başkasının özgürlüğünde gözü olur mu? Bence olmaz, umursamaz bile.

Köyde yaşamıyoruz, 1800 lerde yaşamıyoruz. 2022 de modern bir çağda yaşıyoruz  ( yaşamaya çalışıyoruz da denebilir) bazı şeyleri aşmış olmamız gerekmez mi?
Aşamayacaksak, kendimizi ileri götüremeyeceksek neden okuyoruz, neden izliyoruz, neden üretiyoruz?

Sevmenin,aşkın cinsiyeti, şekli vs olmaz.
Doğrusu yanlışı da olmaz. Seversin sebepsiz yere çoğu zaman. Ben neden bunu sevdim şimdi diye sormazsın.  

Birini sevmek, ruhunu sevmek, yanında olmasını sevmek... Bunlar insana güç veren, yapıcı duygulardır.

Neden dışarıdan bazı fısıltılar yapıcı yerine yakıcı olmaktadır?
Belki de kendileri bu duyguların ne olduğunu bilmedikleri içindir.
Belki de hiç bilemeyeceklerdir. Muhtemeldir.
Ben kötüysem, sevgisizsem sende öyle ol banane, ne kadar ahlâklı bir yaklaşımdır?
Bu dünya hep bana,hep bana, her zaman ben diyenlerden çok çekti. Hala daha da çekmeye devam ediyor.

Kendi küçük hayatlarımıza başkalarının egolarını ve yargılarını sokmaya gerek olmamalıdır.

Ve insanlar bir kere,bilemedin üç  kere konuşur. Ama sen o hayatı bir ömür yaşarsın. Bir ömrü de bazen bir kaç kişinin bir kaç dakikalık kelimeleri ile yakarsın. 

Özellikle bizim ülkemizde insanlar ulaşamadıklarını karalamaya bayılırlar. Oturmuş iğrenç dedikodu kültürü ile de bunu pekiştirirler.
Kendilerinin başaramadıkları her şeyi kötü sayarlar. İyi olmasın isterler.

İyi de insanın karşısına üç beş kere çıkmaz.Bir kere çıkar, görebilir de alırsan ne harika. 


Hayat öyle sanıldığı gibi ikinci bir şans vermez herkese.

İnsanlar ahkamını kesip köşesine çekildiğinde, asıl o zaman çıkar her şey ortaya. Onları dikkate aldıysan eğer hoş gelsin kara delik.
Eğer almadıysan ne mutlu sana. Bak herkes isteğini söyleyip kendi zindan hayatlarına döndü.

Herkes kendi hayatına baksa keşke. Kimse kimseye müdahale etmeye, kendi sınırlarına çekmeye çalışmasa ne güzel olur değil mi?

Ve keşke bizde bu benim hayatım, sende bak bu çizginin dışındasın diyebilsek. 
 
Ahhh keşke, ahh güzel ütopya!







Yorumlar

  1. 👏👏👏👏canım arkadaşım yüreğine kalemine sağlık harikasın 👏👏👏👏

    YanıtlaSil
  2. sosyal medya da biraz arttırıyor sanırım bu birbirini kıyaslama ve ulaşamadığını karalama, kendini olduğundan daha parlak satmaya çalışma kültürünü. herkes birbirine bir şeyler kanıtlama çabasında. başkasına bakmaktan kendini göremeyen insanlar..
    maalesef dominant değerler olmaya başladı, keşke değiştirmenin bir yolu olsa.
    biraz yaşla da öğreniyorsun başkalarını boşvermeyi ama yine de bir endişe hep oluyor aman iyi davranayım iyi görüneyim, dikkat çekmeyeyim endişesi bu sefer de..
    love is love yani evet o da ayrı bir konu.. onu da öğrenmemiz bir iki nesil alacak sanırım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle, çünkü bazı şeylerde ileri gitmek yerine,geri gidiyoruz. Çok zamanı var gibi geliyor.

      Sil
  3. Hayat canımı çok yakarak ikinci fırsatı verdi bana:) Kimse yok artık bana kötülük, fesat fısıldayabilecek. Burada önemli olan, o kötülükleri başına bir şey gelmeden hayatından çıkarıp çıkarmayacağına karar vermekte.. Çıkarmayı göze alamayacak kadar cesur değilsen, bir ömür yada canın cidden yanana kadar çekmek zorundasın ve sebebi tamamen sensin aslında...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet her şeyde kendimiz sorumluyuz aslında. Seçiyoruz etrafımızdaki insanları. Ama ders olsun işte...

      Sil
  4. insan, sözleri kafaya takılacak en son canlıdır :)

    YanıtlaSil
  5. pekiii, dediğin gibi yapalım :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumlarınız beni geliştirir.

Popüler Yayınlar