İki yılda bir

        
Ilık bir duş aldı. Evin en sevdiği köşesindeki ona tahsis edilmiş berjere oturdu. Ayaklarını uzatmak için pufunu da önüne çekti. Sızlayan bacaklarını usulca yumuşak pufuna uzattı. En sevdiği kahvelerden olan cold brewü bir gece önce demlemişti. Sehpasında  ona leziz dakikalar yaşatmaya hazır bir şekilde bekliyordu. Kahvesinden bir yudum aldı,koltuğuna iyice yerleşti. Ohhhh miiisss dediği bir vakitti. Yorulmuştu bugün.Ayakta halletmesi gereken bir sürü iş olmuştu. Çokça da yol yürümüştü. Bu kahve iyi gelecekti ona. Çok severdi kahveyi. Kokusunu tadını, hazırlanışını, sunumunu, öyküsünü. Sigara gibi bir tür bağımlılıktı onda. Önceden çok fazla tüketiyordu fakat onu da düzene sokmuştu. 
Günde bir fincan türk kahvesi ve bir kupa soğuk-sıcak filtre kahve olarak içiyordu.Televizyona takıldı bir anda gözü. Ne zaman o oyuncuyu görse kalbinde tarif edemediği bir yerler sızlardı.Kocaman heybeti ile ekranda sırıtıyordu şimdi. O esnada yanındaki sehpada bulunan telefonu titredi. Bilinmeyen bir numaradan  mesaj gelmişti. " .... sen misin?".Dondu kaldı.Nasıl bir tesadüftü bu. Ekranda onu anımsatan adam ve ondan tam 2 yıl sonra gelen sen misin mesajı. Birkaç dakika hiçbir şey yapamadı.Boş boş telefon ekranına bakıyordu.Sonunda kendine gelebildi ve "evet benim " yazdı. Cevap hiç gecikmeden geldi "evde misin?"."Evdeyim tabii nerede olacağım bu saatte"yazdı. "Tamam yanıma gelir misin?".

Nasıl yani, ne demekti şimdi yanıma gelir misin? "Anlamadım ne demek istediğini" yazdı. "Yani benim yanıma dışarı , gelip seni alsam yanıma gelir misin?" Hiç düşünmeden "tamam"dedi. Çünkü o bir şey isterse her zaman tamamdı onun için. İki yıl olmuştu, o zaman iki kere tamamdı. Yeni ev adresinin konumunu attı ona. Çok kısa zamanda geleceğini belirtti karşısındaki. Hemen hazırlanmaya başladı,hiç düşünmüyordu şu an zamanı. Tek derdi iyi görünmekti. Koca yıllar vardı aradı hem çok değişmişti,hem de çok yorgundu bugün çehresi. Gerçi her halini görmüştü. Ama yine de iyi gözükmeliydi. Hızlıca ezbere bildiği adımlarla hazırlandı. Beklemeye başladı. Hafiften gülümsedi. Bu iki yılda bir görüşmeler alışkanlık olmuştu onlarda. Her iki yılda bir geleneksel buluşmaları vardı artık, yaşlanıyorlardı galiba. Baksana görüşmelere yıllar girmişti artık. O şapşal şapşal sırıtırken "geldim, inebilirsin" mesajı geldi.
Koşar adım indi merdivenlerden. Oradaydı işte.Arabanın içinden yılları sırıtıyordu şimdi. O da tebessüm etti. Yanına oturduğunda direkt yüzüne baktı. Her zerresini ezbere biliyordu bu suratın. Kaşının gözünün oranını, dudağının burukluğunu. En çok da gözlerinin buğusunu bilirdi. Öyle bir bakardı ki ona içindeki tüm duvarlar yıkılır, tüm buzlar erirdi. Çoğu zaman gözleriyle anlaşırlardı mesela , dik dik baktığında etrafta kıskandığı birileri var demekti. Gözlerini devirirse ve onda etek varsa düzgün otur  demekti. Başka biri ona düzgün otur dese muhtemelen, ağzına ne gelirse saydırırdı.Çoğu zaman onu kızdırmak için sanane sen bana karışma diye diklenirdi. Onu kızdırmak en güzel şeydi onun için. Ama içten içe de hoşuna giderdi bu sahiplenici tavırları. O ters tepki verince karşısındaki de ileri gidemezdi tabii. Düzgün otur , demekle kalırdı. Ahh işte o gözler şimdi daha bir buğuluydu, belli ki hasrette girmişti araya, özlem büyüktü. İkisi de sessizce güldüler bir süre birbirlerine. "Ne kadar uzun zaman oldu , ne kadar zayıflamışşsın, aaaa sen alkollü müsün?" 

Şimdi ufak bir şok geçirdi işte. Bu adam yıllar önce asla alkol içme söz ver bana diye yalvarmıyor muydu? Nasıl olurdu bu? Neler oluyordu böyle. Hem çok zayıflamış hem de alkole başlamıştı. Aslında sevinmesi lazımdı. Sende iç, birlikte içelim diye çok takılırdı ona. Onunla şöyle güzel bir rakı masasında oturmayı hep hayal etmişti. Bir şeyler olmuştu belli ki. Ve o  en güvendiği insana gelmişti. Biraz sevindi çokça merak etti. 

"Anlat bana, nasıl oldu, şok geçiriyorum şu anda. Bu sen misin? İnanamıyorum. Ne bu radikal değişim yahu" dedi. "Anlatırım  elbet hele bir yola koyulalım da " dedi. 

-Nereye gidelim?

-En son nereye gitmiştik, oraya gidelim. Biliyorsun sen. 

-Pekala,kemerini tak bakalım.

Bir gece gittikleri o yerde  otururken ona asla unutamayacağı bir söz söylemişti. "Eeeee söyle bakalım. Biz şimdi hangi film deyiz?" Evet film gibiydi yaşadıkları. Ne vardı, ne yoktu. Elle tutamazdı, sınır koyamazdı ama  birbirlerine aitlerdi. Kokularını bile ezbere bilirlerdi. Her şeyken, hiçbir şey olmak, varken yok olmak, bir gelirken iki kere gitmekti onlar.Anlaşılamayan anlaşılamadığı için de sorgulanamayandı.  Birbirlerinde asla unutulamayacak izler bırakmışlardı. Belki de o yüzdendi vazgeçemeyişleri.

Yol hızlıca akıyordu. İkisi de sessizce  gülümsüyordu. Tam kavşağı döndüklerinde o meşhur anı canlandı kafasında. Anının etkisi o kadar canlıydı ki."Aaaa burayı hatırladın mı diye"haykırmıştı. O yandan bakışını attı ve " Unutmam ne mümkün" dedi. Evet o geceyi unutmak ne mümkündü.

Devamı gelecek...

Yorumlar

Yorum Gönder

Yorumlarınız beni geliştirir.

Popüler Yayınlar