Mayısın 19'u

 


"Atatürk'ü anlamadan onu yaşatmak mümkün değil bence. Anlamadığınız hiçbir şeyi yaşayamazsınız. Onu anlamak için dibimizde olan  ülkelerin şuan ki koşullarına bakmak bile yeterli. Klişelere girip içini boşaltmak istemiyorum ama o var oldu ve inandı diye bu özgürlüğüme sahip olduğumu çok iyi biliyorum. Sonsuz ve derin bir minnet duyuyorum. 

Dünden beri  sakın dokuzu beş geçe bir işe dalayım deme, sakın ha diye kendimi tembihliyorum. Sabah 09:00'da toplantı var, on geçe olsun diye erkenden bildirsem mi acaba diye düşünüp duruyordum ki iptal oldu.

Ve evet dokuzu üç geçe koşarak çıktım kapıya. Benim dikildiğimi gören bir adam saatine baktı ve oda hazır ola geçti. Bizi görenler etrafımızda durmaya başladı. Bir araba önümüze çekti içindeki inerek saygı duruşuna geçti. Sirenler çalmaya başladı, etrafımızdakiler çoğaldı, arabalar arka arkaya kornaya uzunca basmaya başladılar, diğer arabalar durdu, her yerde muazzam bir sessizlik oluştu. Bir dakika boyunca Atamıza olan saygımızı ve özlemimizi gösterdik. Sonrasında göz kenarlarımdan süzülen minik yaşlarla içeri girdim. 

Aslında bu minik yaşları yazmaktı bugün amacım. Çünkü nerede olursa olsun, onu anlatan bir görsel bir video fark etmez, karşıma çıktığı anda hunharca ağlama isteği oluşuyor içimde. Gözümde yaşların birikmesine engel olamıyorum. Yoldaysam eğer ağlamamak için panikle kapatıyorum ekranı. Sadece ben miyim acaba böyle olan. Bu satırları yazarken bile gözlerim dolu dolu. "

Yazmışım 2025 yılının 10 Kasım sabahında. Paylaşmaya elim gitmemişti hatırlıyorum. Yazarken bile ağlıyordum sanırım.

Çok küçükken öğrettiler bize onu sevmeyi. Babaannemin evinde Atatürk büstü vardı. Ona her gittiğimde o büste uzun uzun baktığımı hatırlıyorum. Çocuk halimle yüzüne dokunduğumu ve içten içe neden gittin diye üzüldüğümü. Biraz daha aklım ermeye başladığında ise; o 10 Kasımda ölmüş ben 5 Kasım'da doğmuşum diye daha da bir buruluyordu içim. Çocukluk işte. Yine o zamanlar herkes onu sever zannediyordum, koşulsuz şartsız sever. Ama meğer....

Tam olarak koşulsuz şartsız sevdiğim ve kocaman bir ülkeyi dönülmez denilen bir yoldan döndüren lider! İlelebet örnek aldığım, ilelebet savunacağım ve sahip çıkacağım bir lider! 

10 Kasım'dan bu yana bende bir şey değişmedi. Hala ufacık bir videoda, onun o duruşunu ve bakışını gördüğümde gözlerimin dolmasına engel olamıyorum. Benim duygusallığım mı bu yoksa aşkla bağlı olmam mı, yoksa özlem mi yoksa yoksa bazı şeylere üzülmem mi... Söyleyin lütfen bir ben olamam bu kadar sulu göz değil mi???

19 Mayıs'a bir kaç gün kaldı. Yine her yerde ve herkesin dilinde sen olacaksın. Fakat sadece o gün değil her gün kalbimizde olduğunu bil. Evimizin her odasında bir çerçevede resmin var. Bir çoğumuzun kolunda imza dövmen var. 

Senin sevdiğin şarkılardan oluşan bir plak hediyem var.❤️ Açıp açıp dinliyorum. Bir şarkıyı sürekli başa sarıyorum...

Ve diyorum ki; sen benim fikrimin ince gülü, kalbimin şen bülbülü...o gün ki gördüm seni, kalbim hep seni sevdi!

Dada

Yorumlar

Yorum Gönder

Yorumlarınız beni geliştirir.